2010/09/17

İçmeyeni dövdüler!


"Ya kesin Yarkın gelmeyecek. Satıcak beni piç. Tek başıma gitmek zorunda kalacağım İstiklal'e. Piç hep böyle yapıyor." diye söylenerek Yarkın'ı aradım. Yavrum o da benim aramamı bekliyormuş. Telefonu kapattıktan sonra bir utandım, bir sıkıldım. Ne yapayım ama?! Lafı fazla uzatmayayım. Yarkın ile Küçük Beyoğlu'na giderken, liseden çok sevdiğimiz bir arkadaşımızı gördük. Rica, minnet ikna ettik gelmeye. Şimdi sorsam Elif'e "Sıkıldın mı?" diye. "İyi ki geldim yeaa." diye bağırır gülerek. Neyse, gittik Küçük Beyoğlu'na. Arkadaşlarımızı da bulduk. Arkadaşlarımız? Ulan! Kimseyi tanımıyordum masada. Hayır tanımadığım insanların geleceğini biliyordum. "Aman yaa kogötüne." diyordum ama. Yok bebeğim. Öyle değilmiş. Beni aldı bir korku. "Ne yapacağım lan lan lan" diye bağırıyor içimden bir ses. Haa arkadaşım değiller ama tanıyorum tabii. Eski sevgilimin üniversiteden arkadaşları. Ben "Ooh kafaları kırarım" derken. Oraya gidince anladım durumu. "Ulan nasıl kafayı kıracağım?" Kafayı kırsam "Hahaaa sevgilisinden ayrıldı yerlerde sürünüyor rezilll" diyecekler. Kafayı kırmasam "Ayy pek sıkıcı bu bee. İyi ki ayrılmışlar kız hiç eğlenceli değil" derler. Hayır, Allah kahretsin! Herifler Mimar Sinan'da Sinema okuyor lan! Hem kültürlü, hem zeki, hem entellektüel. Hayır muhabbet etmem genel olarak zor. Çünkü bazılarının burnu pek bir havada. (Senden benden cana yakın olanlar var ayrı.) Muhabbet etmesi zor insanlar. Masada 15 kişi var (aşağı yukarı) ve ben topu topu 5 kişiyi tanıyorum. (Emre, Yarkın, Elif, Pınar, Oğuz S.) Hee! Pınar'ı 2 sene boyunca toplam 8 kez, Oğuz S.'yi ise en son 1 sene önce görmüştüm. (Zaten o ilk tanışmamızdı.) Kısacası ne kafayı kırabilecektim ne de çekingenlikten yeni insanlar ile tanışabilcektim. Ben bunları düşünürken en son duymak isteyeceğim şeyi duydum. Hem de karşımda ki adam ciğerlerini patlatmak istercesine bağıra bağıra söyledi. Bütün masa sessizliğe büründü. Hatta yemin ederim ben o sırada bir Allahın kulunu duymadım. İçimden "Hebele, hübele, eciriiyee" diye geçirirken Yarkın'ın bakışı ile kendime geldim. Hemen kendime geldim. Boku başkalarına atıp sıyrıldım işin içinden.(: Sonra aldı beni bir şımarıklık. "Tutku gelsin yeaa" diye ağlanmaya başladım. Tutku da geldi. ( Tutku'yu bu 3. görüşüm. o da ayrı.) Saatler geçtikçe başımız dönmeye başladı. Zaten kaç günün yorgunluğu var, bir de alkol alınca iyice kötü olmaya başladım. Yarkın'ın şapkası elden ele dolaşıyor. Ayağa kalkıp dans ediyoruz. "Ohh be mutluyum lan, kimseyi s*kime takmıyorum" dedim içimden. Ulan tam bunları düşünürken mi eski sevgili muhabbeti açılır. Hayır, anlıyorum Emre'yi ama açma muhabbeti lan. Ben durduramıyorum kendimi. Emre ile konuşurken herhalde eski sevgilimin arkasaından laf mı ettim, ne dediysem artık Yarkın bana pis pis bakışlar atmaya başladı. "Senin ananı-bacını sikerim" tadında bakışlar ve sarhoşluğun verdiği mıy mıylık ile "Böhüeüheeüe" diye ağlamaya başladım. Millet "Ya ağlama, siktiret" diye teselli ediyor. Yarkın "Özür dilerim. Benim yüzümden oldu" diyerek yüzümü kaldırmaya çalışıyor. Ben daha fazla zırlayarak Tutku'ya sarılıyorum. Peki niye Tutku'ya sarılıyorum? Adam neden ağladığımı biliyor ondan. Hee sonra ne oldu bilmiyorum ama sustum. Dans etmeye, sapıtmaya devam ettim. Bir ara Yarkın ile aynı anda pilot olduk. Şalterleri indirdik. Hafızayı sildik. Amann! Kötü değildi tam tersine çok güzeldi. Sabah 4'te kalktık masamızdan. 6 kişiydik. Evet Küçük Beyoğlunda sadece 6 kişiydik tabii garsonlar vardı bir de. Şımarıklığım tuttu. Nohutlu pilav yedik, midye dolma yedik. En son "Kızılkayalarda ıslak hamburger yiyekkk yea lütfeeeğn" diye bağırdığımı hatırlıyorum. Bir de Kızılkayalarda bizim erkeklerin 2 tane kıçı kırık allahın orospularına yavşadıklarını. Biraz daha kalsaydık ağızlarını kırıcaktım o sürtüklerin. Harbii sinirlendim. Neyse çıktık. Evlere dağılma vakti dedi birileri. Ben hala "Bira alalım Galata kulesinin orada içeriz. Çok güzel orası n'olurrr." diye yalvarıyorum orada. Biri geldi yanıma, bana bir söz verdi. Ne sözü yada kim diye sorma! Hatırlamıyorum. Çocuğu görsem hatırlarım ama. Sanırım, bu 6 kişi beraber güneşin batışını izlemeye gidicektik. Evet bu galiba. Dağıldık sonra. The Marmara'nın önünden geçerken Yarkın ile haykıra haykıra "Biz Üsküdarızz huu çekeriz, kör kuyulardan suu çekerizz" diye bbağırdık. Neyse, bindik taksiye önce Elif'i bıraktık evine ardından Yarkın ile ben Vildoşuma (anneannem) gittik. Sızdık zaten sonra.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

iyi ki geldim yeaaaa!

Şiv'a dedi ki...

(: İyi ki geldin.

kendimce dedi ki...

wuu..(:hayat size mi güzel desem nedesem bilemedim şimdi..ben daha küçücük bir kız olduğumdan içkiden miçkiden pek anlamam :)hele öyle annaneme gidicimm uuuu beni aileden direkman sınır dışı ederlerdi...oh özgürlük gibisi var mı behh:):)

Şiv'a dedi ki...

Hayat o kadar güzel değil bana.): 20 yaşındayım olsun bu kadar özgürlük. Hep dağıtmıyorum zaten. Bu hafta özeldi bu kadar dağıtmam.(:

En yakın zamanda özgür olman dileğiyle.(: